25.10.2014
Rota Haber
Allah'tan kork: Mehmet Kılıçlar, Remzi Fındıklı, Önder Aytaç
‘İnşallah sizin bana yaptıklarınız da siz haklı iseniz; Allah beni kahretsin / helak etsin ve hatta Şubat ayına çıkarmasın… Ama ben haklı isem; sizin de ....
Haberi Yazdır Email Gönder
08.01.2013 16:28   Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu
 



Önder AYTAÇ
Rotahaber

ALLAH KORKUSU OLMAYAN KİM: MEHMET KILIÇLAR, REMZİ FINDIKLI, ÖNDER AYTAÇ

Not: Bana yapmaya çalıştıklarınızı geçtim bir kalemde. Çünkü onunla ilgili hem buranın yargısında, hem de ilahi yargıda hesaplaşacağız inşaallah.

 

Ancak beni tanıyor ve bana bilgi verdi diye düşündüğünüz zavallı, kimsesiz ve gariban bir polis amirini -ki vallahide billahide tallahide hiç tanımıyorum ben bu kişiyi- kul hakkına girerek siz Polis Akademisinden sürdürmeseydiniz Sn. Genel Müdürüm, Remzi Fındıklı'da söz de Allah, Peygamber bilen ve 30 yıldır bu etik değerleri anlatan insan olarak bu işleme sessiz kalmasaydı, ben de böylesi bir makaleyi hiç yazmamış olacaktım. Ama siz bunu yapınca, masumun sesi olmakta gene bana düştü. Yaptığınız çok, hem de çok çok ayıp...

 

Sn. Başbakan bile, kendi oğlunun İstanbul'da kapısında nöbet tutan polise karşı haksız yere oğlunun yaptıklarından sonra, onu başka bir şehre -sırf Başbakan'a yaranmak için- sürdüren kişileri bile ikaz etti. tayini de iptal ettirdi. O  polis memurunu da yanına çağırıp, ondan da kendisine hakkını helal etmesini istedi biliyor musunuz? O polis memurunu da tekrar eski görevine taytin ettirdi biliyor musunuz?

 

Ama siz bu aymazlığı, hem de hukuk devleti içinde yaptığınız için, ben de bu  masum polisin hakkını korumak saikiyle, böylesi serzenişlerle dolu bir makaleyi yazmak zorunda kaldım... Bunu yazarken çok üzgünüm. Ama siz aslında daha da fazlasını hak ettiniz yaptıklarınızla!..  Size sorum şu: Hiç  mi Allah'tan korkmadınız bu gariban adamı tayin edip, Polis Akademisinden sürdürürken? Hiç mi vicdanınız sızlamadı? Yoksa o koltuklara sımsıkı oturup kalmak için, vicdanlarınızı görevde kaldığınız süre içinde çıkarıp bir yere mi koydunuz?

 

Remzi Fındıklı aktif görev almamak ve Hak'ka karşı hesap verememek saikiyle  önceden çırpınırken, şimdilerde ise o koltukta 1 gün bile daha fazla oturmak için, masum polislerin sürgün edilmesine mi göz yumuyor?.. Ama unutma Remzi Hocam, sizin oğunuz da polisin amiri ve bir gün şimdi yapılmasına aracılık ettiğiniz haksızlıklar onun başına da gelebilir... Ya da Allah göstermesin o bacağından olan yaralanmalar...

 

Her neyse!.. Ben her zamanki gibi yine maddeler halinde duygularımı aşağıdaki şekliyle ve üzülerek yazıyorum. Şöyle ki;

 

1.Nazım Hikmet'in Bursa Cezaevi'nde tutsaktır. Nazım sürekli koğuş arkadaşlarını okumaya yazmaya yönlendirir. Nazım, içeride olduğu zaman içinde aynı zamanda cezaevi yönetimine de yardım etmektedir.

Bir gün cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir. Bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre: ‘Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir?’ der. Nazım'ı odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve: ‘Demek Nazım sizsiniz’ der. Nazım'a oturması için yer göstermez. Kısa bir konuşma sonrasında da; ‘gidebilirsin’ der.

Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe dönerek: ‘Ömer Hayyam adını duydunuz mu?’ diye sorar. Müfettiş; ‘Bu nasıl bir soru? Kim duymaz Hayyam'ı’ der. Nazım ise devam ederek: ‘Hayyam zamanındaki İran hükümdarı kimdi? Ya da adaletten kim sorumluydu? Biliyor musunuz?’ diye sorar. Müfettiş şaşırır ve duraksarken, Nazım konuşmasını sürdürür; ‘Görüyorsunuz, sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı hatırlamadınız bile. Yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin Adalet Bakanı'nı ve sizi kimse hatırlamayacak.’

Nazım usulce odadan çıkar gider. Müfettiş yaptığı yanlışı anlar, Nazım'ı geri çağırır ama Nazım geri dönmemek üzere koğuşunun yolunu tutmuştur. Gerçekten ben de merak ediyorum bilen var mı, Nazım Hikmet'in cezaevinde bulunduğu dönem de Adalet Bakanı kimdi acaba?..

2.Yukarıdaki Nazım Hikmet ile ilgili bu anekdotu, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar’ın yaptı(rdı)ğı iddia edilen emniyetten ve güvenlikten nasipsiz bazı uygulamalar ile ilgili buraya alıntıladım. Neden mi bunları yazıyorum? Hiiiiiççççç aklıma geldi de, yazayım istedim.

3.Ya da bundan 3-4 önceki Emniyet Genel Müdürlerini hatırlayan, ismini bilenler var mıdır acaba? Ya da Polis Akademisi’nin emekli paşa başkanı Yılmaz Yalımpala’yı ya da Ümit Erdal’ı hiç şimdi anımsayan var mıdır ki? Vardır… Elbette vardır, değil mi?… Çünkü; eşek ölür semer kalır, at ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır’ demiş atalarımız… Bakalım 2013 Türkiye’sinden de geleceğe neler kalacak?..’

4.Aslında nelerin kalacağı da apaçık ortada. Çünkü; yargı yolu ile Akademiye geri dönmem -nerede ise- kesinleşince, EGM’yi çok ciddi bir panik aldı. Aldı çünkü; son 2 ayda açtıkları şu andaki usulsüz 20’den fazla soruşturmanın hatalı ve hukuka aykırı olduğu; İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı ve Başmüfettişlerince, EGM Teftiş Kurulu Başkanlığı ve Başmüfettişlerince de kendilerine yazılı olarak ifade edilmesi söz konusu oldu ki, bunların bütün belgeleri de benim elimde. Geriye ise bir tek Polis Akademisi Başkanlığı üzerinden usulsüzlüklerinin aklanması için çalışmaların yapılması kaldı gibi gözüküyor...

5.Bunun içinde EGM Makam’ı tarafından emirler verildi. Polis Akademisi Başkanlığının ve Güvenlik Bilimleri Fakültesinin, benim sözde devamsızlık yaptığıma dair bir durum asla olmamasına rağmen ve bu yazılı belge ile EGM’ye ifade edilmesine ve resmi belge haline gelmesine rağmen, ‘Makam’ tarafından şifahi olarak ve fırçalama yöntemi ile verilen yeni emirler mi söz konusu oldu? Buna göre; Polis Akademisince EGM’ye gönderilen cevabi yazının; geri çekilmesi ve o yazının yerine yine aynı tarih ve sayı ile beni suçlu gösteren yeni bir yazının hazırlanarak gönderilmesi ve diğer resmi evrakın yok edilmesinin talimatları mı verildi?

6.Polis Akademisi Başkanı Prof. Remzi Fındıklı’nın, göreve son vermenin kurucu unsurunu teşkil eden soruşturmayı açmasındaki prosedürün hukuksuzluğu ve soruşturmayı kendisinin muhakkik olarak yapmasında da usulsüzlükler söz konusudur. Çünkü daha önceden de aynı benzer şekilde bir başka yine benimle ilgili böylesi bir işlemde ‘kovuşturmaya gerek yoktur’ şeklinde öğretim üyesi - muhakkik olarak Remzi Fındıklı’nın yapmasına rağmen, bu seferki uygulamaya izin vermesindeki usulsüz işlem ile ilgili olarak, onun hakkında ‘görevi kötüye kullanmaktan’ ve ‘resmi evrakta sahtekarlık’ suçlarından dolayı ayrıca savcılığa suç duyurusunda bulunacağımı da burada ifade ettikten sonra, ben Remzi Fındıklı’nın bu ilk hukuk dışı uygulaması dışında, başka bir hukuk dışı şerefsiz bir işlem ve idari eylem yapmayacağına olan inancımı da her şeye rağmen hala korumaya çalışıyorum.

7.Eğer Remzi Fındıklı AKP iktidarı döneminde, aynı 28 Şubat döneminde ki gibi ve hatta daha da acımasızca sistematize edilen bu hukuksuz uygulamaya taşıt olacak ve aracılık yapacaklar ise, aynı kendisini (Remzi Fındıklı’yı) mahkemelerde haksız yere süründüren ve onu teröristlikle suçlayan iddianamenin hazırlanmasına vesile olan emniyet başmüfettişinin başına gelenlerin aynısının tıpkısının, inşallah onun da başına gelmesi için dua ediyorum. Ediyorum çünkü o da yaptığının hukuksuz olduğunu biliyor ve bu bedduamın da tutacağını ve aynı o baş müfettiş gibi kendisinin de olacağını bilmektedir. Çünkü Remzi Fındıklı’nın o zamanki torpili ve sırtını dayadığı güç ile bu zamanda da benim torpilim ve sırtımı dayadığım yer aynı yerdir…

8.Ancak sırf Başbakan Erdoğan’a yaranmak ve oturduğu koltuğunu korumak için Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar’ın, muhtemel hukuk dışı işlemlerde bulunma konusunda, ısrarcı ve bir o kadar da itici olabileceğine ben inanmasam da, yaptığı icraatlar ve belgeler ile umarım ‘resmi evrakta sahtekârlık’, ‘görevi kötüye kullanma’ ve ‘usulsüz bir şekilde personelin tayinini çıkarma’ vb gibi konularda hakkında suç duyurusunda bulunulmasına neden olabilecek idari işlemlerde bulunmuyordur. Ben de bunu yapacağına –hala, her şeye rağmen- inanmama hakkımı kullanmaya çalışıyorum…

9.Emniyet Genel Müdürlüğü, Polis Akademisine göndermesi gereken 20’ye yakın açtıkları usulsüz soruşturmaları, oradan da beni meslekten ihraç ettirecek hukuki sonucu çıkaramayacaklarını görünce ve adeta bunu da yüzlerine gözlerine bulaştırınca, bu sefer de dosyaların hepsini, daha önceki emniyet ve mülkiye müfettişlerinin yazılarına / raporlarına rağmen, yeniden EGM Teftiş Kuruluna geri gönderilmesini de hukuksuz olarak mı gerçekleştirilmektedir? Ve en acısı da, bana muhtemel bu bilgileri sızdırdığı düşüncesi ile Akademiden bir amirin benimle telefon görüşmesi yaptığı iddiası ile tayinini çıkartarak oradan sürgün edilmesi ile kul hakkına girilmesi mi söz konusu olmaktadır? Eğer bu yapılmış ise benim de hiç mi Allah’tan korkamaz ve kuldan utanmazsınız deme hakkım mı doğmaktadır?

10.Acaba siz ‘Muz Cumhuriyeti’nin mi yoksa hukuk devletinin mi Emniyet Genel Müdürüsünüz? Bana yakın ve o bilgileri bana verdi diye düşündüğünüz ve hukuksuz olarak sürgün ettiğiniz o amir, benim vallahide billahide tallahide hiç tanımadığım bir kişi idi. Ama bu sürgünü siz yaptınız ve kanımca da çok ayıp ettiniz…

11.Eğer benim emniyette kimleri tanıdıklarımı soruyorsanız Sn. Genel Müdürüm; EGM törenlerinde solunuzda ve sağınızda olan her bir üst düzey emniyet bürokratının gözlerinin içine bakın bakalım oralarda neler göreceksiniz? Hepsi ama hepsi, ama öyle ama böyle senelerdir, ya benim kurslarda eğitimlerde öğrencim olmuş ya da bir şekliyle pek çok konuda kader birliği yaptığım kişilerdir dersem ne diyeceksiniz? Eğer buna inanmıyorsanız en yakınınızda gördüğünüz, en üst noktalardaki emniyet mensuplarına da bunu sorabilirsiniz… Ve hepsinin de benim hakkımda söyleyecekleri size eminim ki eğer vicdanınız varsa az da olsa bilgi verecektir…

12.Allah’tan korkunuz Sn. Genel Müdürüm, eğer onun varlığına inanıyorsanız. Eğer sizin bana yaptığınız hukuksuz işlemler hakkında hala suç duyurusunda bulunmamış isem ve benim ile ilgili uygulamaların yapılması konusundaki emirlerinizle ilgili hukuksuz işlemler tesis ettiğinizi yargı yoluyla tescillememiş isem, bunun nedeni emniyet ve polis kurumuna olan sevgim ve vefamdan dolayıdır…

13.Aksi halde vallahide billahide tallahide sizin yatacak yeriniz yok Sn. Genel Müdürüm... Ya da tersinden ifade ederek şöyle söyleyeyim; ‘İnşallah sizin bana yaptıklarınız da siz haklı iseniz; Allah beni kahretsin / helak etsin ve hatta Şubat ayına çıkarmasın… Ama ben haklı isem; sizin de anneniz ölsün, babanız trafik kazası geçirsin, kardeşleriniz en ağır şekilde ameliyatlara duçar kalsın. Eşiniz sizden boşansın. Evlatlarınız kötürüm kalsın ve bitkisel hayata girsin ve hayatlarının sonuna kadar da yatalak kalsınlar ve siz onlara her baktığınızda, bu yaptığınız haksızlıktan dolayı başınıza bunların geldiğini görün ve siz de kolon kanseri - prostat kanseri olun ve hayatınızın sonuna kadar da sonda ile hayatınızı geçirin…

Var mısınız?.. Ben varım Sn. Genel Müdürüm!..

 

Twitter: @onderaytac
E-mail: tarafim@gmail.com

 

 
 
 
 
 
 
 
 


    Ad Soyad
    Mesajınız
 
Dikkat: Yazılan yorumlardan yazanları sorumludur. Rotahaber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Adli merciler yorum yazanların IP numaralarını istediğinde yasa gereği vermek durumundayız.
  Bu habere 64 yorum yapılmıştır - Tüm yorumlar için tıklayın...
Vatandaşdan daha vatandaş - 06.04.2013 23:42:32
Önder hocam, umarım yazının sonunda yazdığınız meydan okumaya evet diyemezler. Çünkü bu tip insanlar belli bir aşamadan sonra artık yaptıklarının doğru olduğuna kendileri de inanmaya başlıyorlar, Allah da onlara İhsan ettiği insaf ve adalet duygusunu geri çekiyor.
Küçük ağa - 20.02.2013 10:24:33
Çok şaşkınım.kalbim çok kırık.bunun içinmi öğretmenler odasında o kadar insanla cedelleştim.köylülerime amanda bu çağımızın en önemli hadisesi bunlara destek olmak lazım...eskiden baş.......ı görünce yüzüm gülerdi şimdi ise söylemiyeyim.
VATANDAŞ - 13.02.2013 22:19:45
SAYIN ROTA HABER YÖNETİMİ TAM YORUMUMU YAYINLADINIZ SAOLUN DERKEN YORUMUMU KALDIRDINIZ TEŞEKKÜR MESAJI YAYINLIYOSUNUZ AYIP KARDEŞİM VE ÖNDER AYTAC ASKER EŞLERİ OLARAK BİZLERİN CANINI COK YAKTI EE NEDEMİŞLER ALMA MAZLUMUN AHINI CIKAR AHESTE AHESTE ÖNDER BEY DİLERİM ÖNDER AYTAC AKADEMİYE BİRDAHA DÖNEMEZ
VATANDAŞ - 11.02.2013 10:46:39
Degerli site yönetimi, yorumumu ayrım yapmadan yayınladıgınız için teşekkür ederim,zira önder aytac denen şahısın sayın emniyet müdürüne karısını cocuguna yapmış oldugu hakaret vari beddualar bizi cok üzdü,emniyet müdürü sadece görevini yapıyor bu sebepten adamın evladına beddua vermek cok günah ve akıl karı deyil müdürün cocuklarının karısının sucu ne onları burada yazıyosun be önder aytac ama normaldir koskoca türkiye cumhuriyeti başbakanına herkesin görebilcegi şekilde küfür eden önder aytac müdüre neler söylemezki bu adam akademide hocalık yapamaz
ali - 15.01.2013 09:02:53
ben en son sözün acıyla söylenmiş olarak algılıyorum.Yoksa aytaç hoca bu şekilde konuşmaz.
Tüm yorumlar için tıklayın...


 
 
 
Reklamlar