03.09.2014
Rota Haber
‘Babalar Günü’ yetim kızların ağır imtihanı
Başkalarını pek bilemem ama bana göre kız çocuklarının ruhunu babaları inşa eder. Diğer kızlar için babaların ulaşılmaz nasıl ulaşılmaz olduğunu ben hiç anlayamadım. Benim için baba, elini uzattığında yanı başında olandı. İlk rehberim, ilk öğretmenim, ilk Kur’an hocamdı.
Haberi Yazdır Email Gönder
16.06.2012 17:32   Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu
 



Ayşe KEŞİR
Rotahaber

Cicili bicili vitrinler, reklamlar ile gözümüzün içine kadar sokulan özel günler acaba kaç kişinin canını yakıyor, bilen var mı?

Babalar gününde yetimlerin yüreğini kasıp kavuran ateşi kim söndürecek?

Bir kız çocuğu hangi yaşta olursa olsun, babası ölünce yetim kalır.

Uzun aradan sonra, geçtiğimiz günlerde bir vesile özgeçmişimi yazmam gerekti.  Doğum tarihimi, eğitimi, iş hayatındaki tecrübelerimi, sivil toplum çalışmalarımı, başlıklar halinde yazdım. Tam “bitti” derken bir de baktım ki babamdan hiç bahsetmemişim. Benim babam şöhretli bir adam değildi, soyadımız da sıradan ama o adam, Merhum Hafız Bilal Gündoğdu benim ruhumu inşa eden adamdı. Özgeçmişimde bana aitmiş gibi yazılan her ne var ise hemen hepsinin mimarı O’dur. Eğer bir özgeçmiş yazacaksam, en başına O’nun adını yazmam, hakkını teslim etmem gerekir.

Başkalarını pek bilemem ama bana göre kız çocuklarının ruhunu babaları inşa eder. Diğer kızlar için babaların ulaşılmaz nasıl ulaşılmaz olduğunu ben hiç anlayamadım. Benim için baba, elini uzattığında yanı başında olandı. İlk rehberim, ilk öğretmenim, ilk Kur’an hocamdı.

Hafızlığın verdiği kuvvetle, yakın tarihi, Adnan Menderes’i, ihtilali, gün ve saatle anlatırdı. Ayhan Işık’lı Yeşilçam’ı, Tercüman Gazetesinde Ahmet Kabaklı’yı, sahilde simit çayı ilk O’ndan öğrendim.

Bir çocuk için en büyük nimet, babasının hayatının tam ortasında yaşamaktır.

Evlat bir nimet ise babam, her birimize, nimete nasıl muamele edilirse öyle davrandı. İnandıkları inandıklarımız, davası davamız oldu. Çünkü O yaşadığı hayatın tam da ortasına koydu bizi. İnandığı gibi yaşadı, yaşadığı da zaten inandıklarıydı. Biz babadan böyle gördük. Hiçbir şey sadece söz ile anlatılmadı, lisanı hali en büyük hocamızdı.

Tevazu ile özgüven arasındaki ince çizgiyi, daha fazlasını istemeden önce şükretmeyi ve sahip olduklarının zekâtını vermeyi, biz babamızdan öğrendik. “Er kişi” olmanın sıfatla değil, yürekle olduğunu, mazlumun yanında, zalimin karşısında olmayı, hep O’nun şahsından görerek öğrendim.

Altı yaşında bir kız çocuğu olarak İstanbul’un tam orta yerinde ilkokula başlarken okul kapısında başımı açmayı tecrübe ettiğimde babamın “senin baban peygamber mesleği yapıyor, yarın bunu bil ve okula öyle git. Kendin gibi olmaktan asla korkma.” Sözleri karışan zihnimi dinginleştirmişti. Bundandır ki, biz farklı olmaktan ve farklı olandan hiç korkmadık. Farklılık en büyük zenginliğimizdi. Böylece aykırı düşünebiliyor ve ifade edebiliyorduk. En çok korktuğumuz da herkes gibi olmak, sıradanlığın yok ediciliğinde kavrulmaktı.

Mesleği imamlık olan babam, yaşadığı tüm nimetleri hıfzettiği Kur’an’a borçlu olduğunu hiç unutmadı ve O da hafızlık geleneğini yaşatmak için talebe yetiştirmeye devam etti. “Aykırı adamdı” dedim ya, talebeleri “hocadan izin alarak, spor ayakkabı giyerek futbol oynamayı“ ilk kez babamın zamanında tecrübe etti.

O çocukların ruhlarını okuyabiliyor ve onları inşa edebiliyordu.

Kardeşim hafızlık yaptı ben de İmam Hatip Lisesi’nde okudum. Babam inandıklarını “mıh” gibi zihnimize nakşetmek konusunda hayli mahirdi. Ama “bir eve bir imam yeter sevdiğiniz işleri ama en iyisi olarak yapın” derdi. Kardeşim bilgisayar ben gazetecilik okuduk. En iyisi yaptık mı, bilemem? Ama sevdiğimiz işleri yaptık.

Bir adam karısına ve kızına nasıl muamele ediyorsa genel olarak kadınlara da öyle davrandığına inanırım. Babam ve annem “birbirinin mütemmim cüzüydü”. Annem babama destek olmak için mesleği olan terzilikle evimizin bir odasını atölye gibi kullanarak uzun yıllar ev eksenli çalıştı. Babam zaman zaman annemin ütülerine yardım eder, sofra kurar, kaldırırdı.

Bizim evde kadınlar ve erkekler birlikte, birbirine omuz vererek çalışırlardı. Biz anamızdan ve babamızdan böyle gördük. Annem ve babam birbirlerinden habersiz hiçbir şey yapmadılar. Hatta çok zaman ev ile ilgili kararlara bizleri de dâhil ettiler. Ne gariptir ki; ben yıllar sonra annem ve babamdan gördüklerimi tüm kadınlar yaşayabilsin diye kadın hakları mücadelesi veriyorum.

Hasılı, babalar gününde babasız olmak büyük bir imtihan. Dileğim, kızlarım çok uzun yıllar babalar günlerinde babaları ile yan yana olabilsinler.

Ayşe KEŞİR / Rotahaber 
akesir@gmail.com

 
 
 
 
 
 
 
 


    Ad Soyad
    Mesajınız
 
Dikkat: Yazılan yorumlardan yazanları sorumludur. Rotahaber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Adli merciler yorum yazanların IP numaralarını istediğinde yasa gereği vermek durumundayız.
  Bu habere 1 yorum yapılmıştır
Faik yildirim - 16.06.2012 20:01:31
Nakkasinizdan önemli hasletler aldığınızın farkında olmak her halde sizi yetiştiren saygıdeğer BABANIZIN ne kadar mahir olduğunun göstergesi olsa gerek Allah rahmet eylesin