24.11.2014
Rota Haber

Cemaat yazarları birbirine girdi

Son günlerde başlayan ve zaman zaman sert atışmalara neden olan İslamcılık tartışması bugün cemaat yazarlarından Ali Ünal'ın Zaman gazetesinde kaleme aldığı sert yazıyla farklı bir boyut kazandı. Zaman yazarı Ünal, yine Zaman gazetesi yazarı olan Ali Bulaç'ı sert sözlerle eleştirdi...

Haberi Yazdır Email Gönder
17.09.2012 12:12   Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu
 

Cemaat yazarları birbirine girdi
Son günlerde başlayan ve zaman zaman sert atışmalara neden olan İslamcılık tartışması bugün cemaat yazarlarından Ali Ünal'ın Zaman gazetesinde kaleme aldığı sert yazıyla farklı bir boyut kazandı. Ünal, İslamcılık tartışmasını sürdüren ve yine zaman yazarı olan Ali Bulaç'ı hedef alan yazısında, Bulaç'ı Bediüzzaman Said Nursi'yi hiç anlamamakla da suçladı.
 
İşte Zaman yazarı Ali Ünal'ın yine Zaman yazarı olan Ali Bulaç'ı sert sözlerle eleştirdiği o yazısı...
 
İslâmcılık ve Bediüzzaman
 
"Arap baharı" sürecinde İslâmcılık tartışması başlatılmasını iki sebebe bağlıyorum: (1) Entelektüellerin kendilerini fazla önemsemesine; (2) "Arap baharı"nın bazı Türkiye İslâmcıları için artık bittiği öngörülen İslâmcılık adına yeni bir ümit olarak görülmesine.
 
Entelektüellerin özellikle Türkiye'de "en küçük" bir tarikatın şeyhi kadar olsun kalıcı tesiri yoktur. Bediüzzaman'ın enfes tesbitiyle, insan vicdanı dört rükünden oluşur ve bu rükünler, ruhun da duyularıdır: Zihin, kalb, irade ve his. Zihnin vazifesi, ma'rifetullahtır; kalbin vazifesi, Allah'ı müşahede; iradenin vazifesi, Allah'a ibadet; hissin vazifesi, Allah'ı sevmektir. Din, vicdanın bu dört rüknüne hitap ve onları tatmin eder. İnsanı, bilhassa Müslüman'ı hareket geçiren, öncelikle kalb ve histir. Batı'da "aydınlanma" denilen ve aklın Din'den kopmasına dayanan akımın ürettiği entelektüelin Müslüman'ı da, bu dört rükünden sadece zihnin bir fakültesi olan teorik akla hitap eder ve genellikle ma'rifetullahtan da yoksundur. Dolayısıyla, entelektüelin bilhassa kitleler üzerinde etkisi yoktur. Oysa İslâmî hareket, kitleler, halk üzerinde yükselir ve peygamberlere ilk inanan, nebevî İslâmî hareketlere ilk destek verenler, halk tabanında yer alan ve dönemlerinin entelektüelleri tarafından "ayak takımı" ve "çöl kafalılar" olarak görülen insanlar olmuştur. Bu gerçeklere rağmen, fikirlerine meftun olan entelektüel, kendisini çok önemser. İslâmcı bir entelektüel, 1980'lerde çıkardığı ve 5000 satan aylık bir dergi ile Türkiye'de bir "İslâm devrimi" yapabileceği ümidindeydi. Bugün, Cumhuriyet Türkiye'sinin en büyük Müslüman entelektüellerinden olan merhum Necip Fazıl ve Sezai Karakoç'un bile arkasında onları nihayete kadar takip edebilecek kaç kişi bulunduğu sorusuna verilecek bir cevap, entelektüelin tesirini görmeye yeter.
 
Ali Bulaç, "Arap baharı"nın tesiriyle İslâmcılığın ve İslâmcıların etkisini o kadar abarttı ki, konuyu yeni çalışmaya başlayan bir talebenin bile yapamayacağı hataları yapıyor. Meselâ, içinden şiddeti benimseyebilen gruplar da çıkaran İhvan-ı Müslimîn'in temelde şiddeti benimsememesinin Türkiye'de Risale-i Nur hareketi üzerinde bile etkisini olduğunu iddia ediyor. Oysa İhvan hareketinin Risale-i Nur hareketi üzerinde en küçük bir etkisi olmamıştır. 1907'den itibaren her yerde olan Bediüzzaman, ta baştan ve daima "İslâm, dâhilde menfiye alet edilmez." diyerek, şiddeti kesinlikle reddedip, "müsbet hareket"i esas almıştır. Ayrıca, Risale-i Nur hareketi, 1925'te başlamıştır. İhvan-ı Müslimîn ise, en önemli risalelerin artık yazılmış bulunduğu 1928'de kurulmuştur. Bediüzzaman'ın herhangi bir İhvan mensubunun eserlerini okumuş olması da mümkün değildir. O bakımdan, İhvan hareketinin Risale-i Nur hareketi üzerinde tesiri olduğunu iddia etmek, ancak iki hareketi de tarihi ve temel duruşlarıyla bilmemek demektir.
 
Ali Bulaç, kusura bakmasın, fakat Bediüzzaman'ı tanımadığını ne yazık ki başka yazılarında da ortaya koyuyor. Meselâ, şöyle yazıyor: "... Geri kalışımızın sebebi dinimiz değil, onu tarihte yanlış anlamamızdır. Bunda gelenek, örf ve âdetler; özellikle tasavvuf, bid'at ve hurafeler; donmuş fıkıh, içtihat kapısının kapanması; Meşşaîlik yerine Eş'arîliğin revaç bulması, Mutezile'nin mahkûm edilmesi, Gazali'nin filozoflara indirdiği ağır darbe; saltanat rejimleri vs. rol oynamıştır. Efgani'den Abduh'a, Akif'ten İkbal'e, S. Ahmet Han'dan Said Nursi'ye kadar neredeyse herkes böyle düşünür." Bu genelleme, özellikle kendisinde Ali Bulaç'ın iddiasının tam tersini müşahede ettiğimiz Bediüzzaman konusunda o kadar büyük bir hata ki, sadece Risale-i Nurların hiç okunmadığını gösteriyor. Sözü edilen konularla alâkalı 27. Söz, 30. Söz, 29. Mektup gibi Risalelerin hiç okunmamış olması bir yana, Bediüzaman "Eski Said" dediği dönemde dahi Ali Bulaç'ın iddiasını haklı çıkaracak ne bir şey söylemiş, ne de yazmıştır.
 
Bu kadar büyük maddî hatalar üzerinde yürüyen bir tartışma, bilhassa İslâmcılık adına ne değer ifade eder bilemiyorum.
 
 
 
 
 
 
 
 


  Ad Soyad
    Mesajınız
 
Dikkat: Yazılan yorumlardan yazanları sorumludur. Rotahaber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Adli merciler yorum yazanların IP numaralarını istediğinde yasa gereği vermek durumundayız.
  Bu habere 26 yorum yapılmıştır - Tüm yorumlar için tıklayın...
naki - 18.09.2012 23:36:17
("naki"ye - 18.09.2012 01:37:19)yavrum üstündeki örtüyü kaldır da millet görsün yüzünü! örtü hanımlar içindir!!!herkesi kendiniz gibi 'sürü' elemanı sandığınızdan,3-5 kitaptan başka birşey okumadığınızdan ben bilem alim gözüktüm zaar gözüne)))...somut bişey söyle,yaz,öyle sallamakla olmaz!!biraz kitap karıştır,oku..başka insanları,fikirleri de tanı..bence mantıkla başla!!!
"naki"ye - 18.09.2012 01:37:19
naki !! burada da devrede. bilmedigi yok yav adamin. ama kardes senin yorumlarinda bir kibir atmosferi var gibi. sana bir sey diyeyim sen buralarda harcaniyorsun, bir TV programina cik. senin gibi adamlari havada kaparlar. yapacagin is basit biraz cemaat hakkinda atip tutmak, burada yaptigin gibi.
herşey normal - 18.09.2012 01:08:54
(hoca efendi’de çok üst seviyelerde velayet vardır yani velilik.çok üst seviyededir;bunu,tecrübe etmeyen,onun yanında kalmayan bilemez. hoca efendi,islam tarihinde yetişmiş en büyük velilerden birisidir.*ali ünal*)...(bana göre İslam'ın en saf ve temiz kahramanı Ali Ünal.*ali ünalla ropörtaj yapan gastecinin takdim yazısından*!)....ooooooh ne âlâ!!!kimselere bir şey bırakmamışsınız bakıyorum)))...kendiniz çalın kendiniz oynayın kardeşim!!!önder aytaçın ahlak dersi verdiği bir dünyada normal aslında bunlar!!!!
naki - 18.09.2012 00:29:54
(naki ye gelsin)diyene gelsin!:gandi der ki,'insan,yediğidir'!biz de deriz ki 'insan,söylediğidir'!!...bir insanı tanımak onun etini,kılını yakından görmek değildir!!!yazılanlar ortada!!.....
Parti kurun da alın boyunuzun ölçüsünü. - 17.09.2012 23:23:44
Dokuz herhal liderinin ne yaptığından haberin yok. Papaza hazret, cenap diyen diyalogcuyu islama hizmet eden sanıyor herhal. Heyhat. Uyumaya devam edin. Aman birbirinizi yiyin de AKP ye zarar vermeyin. Parti kurun. Alacağınız oy ABD sempatizanı yüzde 1 i gecemeyecektir. Oy vereceğiniz parti zaten kalmadı. Tabi donmezseniz.
Tüm yorumlar için tıklayın...


 
 
 
Reklamlar