21.10.2014
Rota Haber
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun GÖTÜRDÜKLERİ!
SGK yetkilileri kanun hakkında kendilerine bilgi verilmediğinden ya da kendilerine ulaşan genelge veya duyuru olmadığı için işverenlerin bu konudaki soru ve sorunlarını yanıtlayamadı, adres olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Müdürlüğü’nü gösterdi.
Haberi Yazdır Email Gönder
21.05.2013 11:45   Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu
 



Barbaros Özcan
İK

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kısmen de olsa yürürlüğe girdi ve yürürlükte olan maddeleriyle işverenleri bir hayli yükümlülük altında bıraktı. Ancak kafalarda bir o kadarda soru işaretleri oluştu.

Kanunun alt yapısı tam oluşturulmadan yürürlüğe girmesi ve denetlemelerin başlaması işverenleri iyice köşeye sıkıştırdı. Mesela Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Müdürlüğü bünyesinde "İSG-KATİP" adında on line sistem oluşturulması ile birlikte işverenler ile iş güvenliği uzmanı veya iş yeri hekimi arasındaki sözleşmelerin bu sistem üzerinden atama yapılması ve sözleşmenin onaylanması düşünülmüş. Sistem ilk olarak 15.02.2013 tarihinde iş yerlerinin kullanımına açıldı ama 2013 Nisan ayında verimli olarak çalışmaya başladı. "İSG-KATİP" sistemi tam ve doğru olarak çalışmadığından dolayı birçok işveren iş güvenliği uzmanı veya iş yeri hekimi ataması yapamadı.  Daha önce onayı alınmış ve geçerliliği devam eden sözleşmelerin de "İSG-KATİP" sistemi üzerinden bildirilmesi ve yenilenmesi gerektiği bakanlık sitesinden duyrulmuştu. Sözleşmelerin "İSG-KATİP" sistemi üzerinden yapılabilmesi için bağlı olunan SGK müdürlüklerinden e-bildirge yöneticilerinin tanımlanması gerekliliği doğdu. Bunun nasıl olacağı ise işverenlerin SGK müdürlüklerine akın etmesi ile netleşti. Kanunun gerekliliklerini yerine getirmeye çalışan işverenler yeni çıkan prosedürlere takıldı.

SGK yetkilileri kanun hakkında kendilerine bilgi verilmediğinden ya da kendilerine ulaşan genelge veya duyuru olmadığı için işverenlerin bu konudaki soru ve sorunlarını yanıtlayamadı, adres olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Müdürlüğü’nü gösterdi. Müdürlük ise 25.03.2013 tarihli duyurusunda;

 (http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/isggm.portal?page=duyuru&id=01-katipduyuru)

…. Bu nedenle, işlemlere gerekli özenin gösterilmesi ve tamamlanan işlemlere ilişkin olarak Bakanlık yetkililerine ilave soru yöneltilmemesi ve sistemin kullanımıyla ilgili yaşanabilecek sorunların çözümü için, öncelikle sistemde yer alan kullanma kılavuzundaki “hizmet alan işyerleri modülü”nün incelenmesi uygun olacaktır…..

Satırlarına yer vermişti. Cümle aynen yukarıdaki gibi. Yani “Bakanlık yetkililerine ilave soru yöneltilmemesibölümünün altı çizilmiş. Sorunun muhatapları bize soru sormayın diyor. Peki, işverenler kime gidecek, nereye başvuracak???

            E-bildirge yöneticisi konusuna geri dönelim. Eğer SGK müdürlüklerinden e-bildirge yöneticisi ataması yapılabildiyse SGK müdürlüğüne verilen iş yeri açılış bildirgesinin bir kopyası bölge çalışma müdürlüğüne elden verilmesi isteniyor. Hâlbuki 5510 Sayılı SSGSS Kanunu’na 5838 Sayılı Kanun ile eklenen maddeye göre SGK müdürlüklerine yapılan işyeri bildirimleri bölge çalışma müdürlüklerine de yapılmış sayılır hükmü var. Yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen işverenler bu prosedüre mecbur bırakılıyor. SGK’nın veri tabanında bulunan bilgiler aynı bakanlığa bağlı Çalışma ve İş Kur Müdürlükleri’ne aktarılamıyor ve yine mağdur olan işverenler oluyor.

            Kanundaki uygulama zorlukları sadece bunlarla sınırlı değil. İş hayatındaki değişim ve gelişmeler göz ardı edilmiş. Kanunda ve yönetmeliklerde istenen acil eylem planı, risk değerlendirmesi, iş yeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı atamaları, SGK iş yeri numarasına göre yapılmak durumundadır. Fabrikanız, atölye, büro gibi tesislerde çalışan işçilerin görev yaptıkları yer sabit oluğundan kanunu uygulamakta pek zorluk çekmezsiniz. Çünkü her şey elinizin altında ve kontrolünüzdedir. Kanunu bir de tek merkezden yönetilen işler için düşünelim. Bu sıralar kamuoyunda sık sık yapılan anketlerden yola çıkarak anketörleri ele alalım. Merkezi İzmir’de bulunan başka bir ilde şubesi ve ya her hangi bir yerleşkesi bulunmayan, 50 tane işçisi olan, bu 50 işçinin 20 tanesi idari personel olarak İzmir’de ikamet etsin ve şirket merkezinde çalışsın. Geri kalan 30 kişinin de sabit olmayan (gezici) işlerde çalıştığını (anketörlük) varsayalım. İşe giriş bildirgeleri İzmir’deki SGK iş yeri numarası üzerinden yapılan ve anketör olarak Ankara’da, Yozgat’ta, Adana’da… çalışan 30 işçi iş sağlığı ve güvenliği hizmetinden nasıl yararlanacak? Bu çalışanların risk analizi neye göre yapılacak? İSG hizmetlerinden nasıl faydalanacak? Eğer İzmir’de bulunan şirket merkezi için yapılan risk analizi bu çalışanlar için de geçerli olacaksa bu akla ve mantığa uymaz. Her çalışan için ayrı bir risk analizi yapılması da pek mümkün görünmüyor. SGK sicil numarasına göre ataması yapılan iş güvenliği uzmanının veya iş yeri hekiminin, bu çalışanlara nasıl hizmet vereceği ya da bu şekilde çalışanların iş güvenliği uzmanından veya iş yeri hekiminden nasıl faydalanacağı da ayrı bir soru. İşçinin çalıştığı ilde bulunan bir ortak sağlık güvenlik birimi (OSGB) ile anlaşılsın ya da bir işyeri hekimi ve ya iş güvenliği uzmanı ile sözleşme imzalansın derseniz, bu da mümkün değil. Çünkü işçilerin işe girişleri İzmir’deki SGK iş yeri numarası üzerinden olduğu ve yetkili OSGB’lerin bulundukları il ve kara sınırı ile komşu il haricinde hizmet vermeleri yasaklanmıştır. Bu şekilde çalışan OSGB’lerin yetki belgeleri iptal edilmektedir.

            Başka bir sorun ise yeteri kadar iş güvenliği profesyonellerinin bulunamamasıdır. Geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu bir açıklamasında doktor açığı olduğunu söyledi. Sağlık Bakanlığı’nın doktor açığı varken bir de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın doktor ihtiyacı doğdu. Diğer taraftan üniversite eğitimleri süresince iş hukuku, “sosyal güvenlik” hukuku, insan kaynakları yönetimi, “çalışma” psikolojisi, iş sağlığı ve güvenliği derslerini gören bir Çalışma Ekonomisi mezununun, isminde “Çalışma” ve “Sosyal Güvenlik” ibareleri bulunan bakanlığın verdiği iş güvenliği uzmanlık belgesi almasının önü kapatıldığı için şu sıralar iş güvenliği uzmanı bulmak da bir hayli zor.

Şu an kanun kapsamında olmayan kamu ve diğer özel sektör işyerleri 31.06.2014’te kanun kapsamına girince bu sorun daha da artacaktır.

Ayrıca üniversitelerin sosyal bölümlerinden mezun olan, bu zamana kadar iş güvenliği alanında çalışan, 10, 15 belki 20 yıldır (belki daha fazla) geçimini bu işten kazanan, bu iş için patronundan ücret alan kişiler bir anda mesleksizleştirilmiş oldular.

            İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun kısa sürede yürürlüğe girmesi bu ve benzer sorunları beraberinde getirmiştir. İlkokuldan itibaren “Güvenli Yaşam” derslerinin zorunlu olarak okutulması, bu yönde bir bilinç oluşturulması daha önemlidir diye düşünüyorum. Temel sağlam olmalı ki üzerine sağlam bina inşa edilebilsin.

İş güvenliğinde bu kanun ile her şeyin bir anda değişmesi beklenemez. Uzun vade de kanunun faydasını göreceğimize inanıyorum. Ama bu süreçte olan işverenlere, insan kaynakları çalışanlarına veya belki de bu konuyla hiç ilgisi bulunmayan muhasebecilere oluyor.

Barbaros ÖZCAN 
ozcanbarbaros@gmail.com

 
 
 
 
 
 
 
 


    Ad Soyad
    Mesajınız
 
Dikkat: Yazılan yorumlardan yazanları sorumludur. Rotahaber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Adli merciler yorum yazanların IP numaralarını istediğinde yasa gereği vermek durumundayız.
 
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır...




 
 
 
Reklamlar