24.10.2014
Rota Haber
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yunus’un (as) balığın karnına düştüğünden farksızdı durumumuz. Bu durum, bütün eller boğazımıza yapışmış öldürmeye çalışırken İslam’ın kahraman bayraktarını, Kanuni ile başlayan düşüşten beri benliğimizi tekrar bulmaya, görmeye sevk etti bizi.
Haberi Yazdır Email Gönder
19.04.2013 08:27   Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu
 



Metin UÇAR
ROTAHABER

Taş yerli yerince ağırdır ama otomobilde olmaz diye diretiyor ‘babayiğit’. Bakalım bu işin sonu nereye varacak. Gerçi Sayın Bakan net söyledi, yerim yenim dar diyorsan biz oynayacak adamı buluruz. Kim bilir, belki de bazı şeylerin değişme zamanı gelmiştir. Kimse ebed müddet değil ya.

Haberi okuyunca Necip Fazıl’ın “Zindandan Mehmed’e Mektubu”na takıldım. Biraz da halimize benzettim. Gelin Fazıl’ın (Say’ı yok, karıştırılmasın) bu şiirine kulak verelim ve halimizi tefsir edelim. Sonundaki ümide yapışıp kendi tekerimizi tümseğimizden geçirelim.

“Ses demir, su demir ve ekmek demir... 
İstersen demirde muhali kemir, 
Ne gelir ki elden, kader bu, emir... 
Garip pencerecik, küçük, daracık; 
Dünyaya kapalı, Allaha açık.”

İşte böyle zamanlarda geçtik. Gerçi takdir-i Huda biraz da kozadan çıkmaya çalışan kelebek gibiydi halimiz. Bu sıkıntılı zamanlar, hem imtihanımız hem de inkişafımız oldu. Her şey bitti denilen yerden Allah bu millete yeniden hayat verdi.

Diğer bir açıdan, Yunus’un (as) balığın karnına düştüğünden farksızdı durumumuz. Bu durum, bütün eller boğazımıza yapışmış öldürmeye çalışırken İslam’ın kahraman bayraktarını, Kanuni ile başlayan düşüşten beri benliğimizi tekrar bulmaya, görmeye sevk etti bizi.

Kanuni’den kastım, Zenbilli Ali Efendi’nin ağır ifadelerle azarladığı batının ilk defa içimize akmaya yol bulduğu kanunları kabulünden dolayıdır.

“Dua, dua, eller karıncalanmış; 
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış. 
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış... 
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu; 
İplik ki, incecik, örer boşluğu.” 

Başka elimizde ne vardı ki duadan gayrı. İyi ki de dua vardı. Dile kolay, neredeyse bir asırdır kendimizi bulmaya, nefesimizden çıkan buharla kazanımızı kaynatmaya çalıştık, çalışıyoruz.

Kimileri asrı her anı ve acısıyla yaşayan Bediüzzaman Hazretlerine “Sen iğneyle kuyu kazıyorsun” diyordu. Hiç olmazsa iğnesi vardı; hacimde küçük, kıymette büyük. Öyle bir kuvvetti ki o, “İstikbal inkılabatı içinde en gür sada İslam’ın sadası olacaktır” kelimeleriyle cümleleşmiş, yeniden bir milletin ihyasında o elinde tuttuğu iğnesi, yani kalemi sadra şifa olmuştu.

Geride nice erler bırakılarak gelindi bugünlere. Dert neydi? Kendi tekerleğimizi, kendimizle yani dilimiz, dinimiz, kültürümüz, ahlakımız, yaşantımız, saygınlığımızla yürütmek.

“Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş; 
Karanlığında nur, yeniden doğuş... 
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş! 
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin! 
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!”

Gözünüze dikkat ettiniz mi hiç? Beyaz kısmı daha büyüktür siyah olandan, fakat gören siyah olan taraftır. Memlekete bakanlar, evet karanlık gördüler; ışıyan tarafı da onlar örtmeye, söndürmeye çalıştılar.

Fakat Firavun’un sarayında Musa’yı büyüten, odunun bağrında ateşi saklayan, kuru çekirdekte ağacı bütün meyveleriyle muhafaza eden Allah, bu memlekette de maddeleşen ve dünyevileşen gözlerin görmekten aciz olduğu nuru, kudreti, kuvveti muhafaza etti ve şimdi ihsan ediyor ve edecek inşallah.

Evet, sesler geliyor;

“Bir deha bekliyoruz, gençliğe mihrap olsun, 
Ruhları tutuşturan bir ateş mihrak olsun. 

Sinesinde birleşsin sağa sola sapanlar, 
Kahrolsun Hak dururken zorbalara tapanlar! 

Çık, nerdesin, zuhur et! Biz seni bekliyoruz. 
Yıllardır yollarında yorgun emekliyoruz..”

Bu babayiğit olmazsa başka babayiğit olur ve olmalı. Biz hak namına Allah’tan bugüne kadar ne istedik de vermedi. Eğer vermeyecek olsaydı Hak, istemeyi verir miydi?

Yeter ki ümit olsun. Yeter ki inanç olsun. Yeter ki azim olsun.

“Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte! 
Ölsek de sevinin, eve dönsek de! 
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte! 
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! 
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!”

Metin UÇAR / Rotahaber
m.serdengecti@gmail.com
https://twitter.com/msserdengecti

 
 
 
 
 
 
 
 


    Ad Soyad
    Mesajınız
 
Dikkat: Yazılan yorumlardan yazanları sorumludur. Rotahaber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Adli merciler yorum yazanların IP numaralarını istediğinde yasa gereği vermek durumundayız.
 
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır...




 
 
 
Reklamlar