22.07.2014
Rota Haber
Sıradışı Akıl Okul Oyunları Ülke tv’de başladı
Ülke TV'de izleyicilerle buluşan Turgay Güler, bu kez "Sıradışı Akıl Oyunları" ile ekrana gelecek. Güler'in daimi konukları da ekranların tanıdık isimlerinden.
Haberi Yazdır Email Gönder
17.02.2013 16:21   Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu
 


Seher KADIOĞLU'nun ekran değerlendirmeleri

     Turgay Güler “Sıra dışı Akıl Oyunları” programını, dinleyeni manevi derinliklere alıp götüren Mehmet Ali Bulut ve beynin gizemlerini, şifrelerini açan Nevzat Tarhan’la gerçekleştiriyor. İlk programda ruhumuz, beynin dosyalama sistemi, idrak, kötücül, iyicil kararlar almamızı sağlayan arka odalar irdelendi. Mehmet Ali Bulut ruhun önüne rahman, melek, şeytan, nefs bilgileri koyulduğunu,  “Cennet annelerin ayakları altındadır” sözünün açılımının, sadece hürmet olmadığını, anneden alınan zihin kayıtlarının da kast edildiğini, belirtti.     

     Nevzat Tahran’ın açıklamalarına göre: Akıldaki düşünce kuma yazılmış gibidir; taşa yazılmış gibi olması için, düşünceye, duygu kattığınızda, inanış başlıyor; tekrarlarla alışkanlık oluşuyor ve kişilik beliriyor; kısaca, beyin bilgiyi alırken, düşünce ve duyguda ayni anda kaydedilirse kalıcı hafızaya depolanıyor.

     Turgay Güler’in sunduğu Sıradışı Tarih programına ise canlılık kazandıracak küçük bir müdahele zamanı gelmiş; ya her programa bir konuk alınır; ya telefon bağlantıları olur, arasıra monotonlaşıyor.

El Emeği Göz Nuru Görünmüyor

      Derya Baykal’ınKanaltürk’deki “Derya’nın Dünyası” programına arasıra bakıyorum, öyle ince el emekleri sergileniyor ki. Ev hanımlarının bakmaya doyulamayacak, kullanmaya kıyılamayacak el işleri, değerini bulamıyor. Derya Baykal göz nuru dökülen işleri tanıtıyor; elinden geldiğince destek olmaya çalışıyor ama evlerdeki çok değerleri sanat eserleri kıymetlenmiyor. Derya Baykal sorduğunda bu ürünlerin satılamadığını öğreniyoruz; onların maddi değerini verecek alıcılarla buluşma ortamları bulunmuyor; pazarlanması yapılamıyor.  

Evim Şahane

     Kanal D’deki Evim Şahane programında konutun bir bölümü, mimar Selim Yuhay eşliğinde, duvarlarından, yer döşemesine, perdelere, aksesuarlara varana dek elden geçiriliyor; evin salonu veya mutfağı olan tek bölümüne yaklaşık 10 bin lira harcanıyor; bu hesaba göre evimizdeki beş bölümü değiştirsek, 50 bin lira gerekecek.  tv5 monde da bir dekorasyon programı seyrettim; küçük dekoratif dokunuşlarla evin havası tamamen değiştiriliyor. Hala yayınlanıyor mu? bilmiyorum, Alman televizyonlarından birinde, çöp ev gibi evlere girilip, her şey çöpe atılıyor, yeni baştan ev düzülüyordu. Evim Şahane’de kanalın verdiği 10 bin lira harcanıyor, bir bölüm şahane ama diğer yaşam alanları kalıyor. İhtiyaç sahibi bir yuvanın, ucuz dekorasyon teknikleriyle, öyle asma tavan, niş türü uygulamalara girilmeden, perdeler, parçacıdan,  pazarlardan temin edilen kumaşlarla temin edilerek, diğer malzemeler,  toptancılar araştırılarak, pahalı dokunuşlar yerine, iktisatlı dokunuşlarla dekore edildiği, bir dekorasyon programı eksikliği var televizyonlarda. Azra Akın pazardan alınan pazen elbiseyle birinci olmuştu.   

 Kuzey Güney Seyircisini Buldu Darısı Saatine Yerleşene

     Kuzey (Kıvanç Tatlıtuğ) cezaevine girse de halleder, Cemre (Öykü Karayel)evine mecburi dönüş yaptı ya oh rahatladık. Tekinoğlu ailesinin evinin gerçek sahibesi Handan hanım (Semra Dinçer) gidince, yeni gelen hanım yama gibi duracak; ayni gerçek hayatta olduğu gibi; ikinci evliliğini yapan erkekler ev değiştirmemişlerse, bu hissedilir; ev soğumuştur, yabancılaşmıştır; o ev de, Handan hanımsız şenliğini kaybetti.  

     Güney (Buğra Gülsoy)cephesi için geçen yazımda bir noktayı atladığımı fark ettim; bunca olumsuzluğuna rağmen bir yerlerinde iyilik saklıyor sanki diye düşünmüşken, senaryo Güney’i iyice batırdı. Ne idüğü belirsiz, kime dost, kime düşman olduğu belli olmayan Melda’yla (Şebnem Dönmez) saklı hayatına çoktan başlamış; çeşitli yönlendirmelerle kendi evinde tecrit ettiği eşi (Bade İşçil) perişan haldeyken.

Ruh hastalığı geçiren Banu’nun tedavisi çok yanlış yapılıyor, üstelik her daim hazır doktora ve her türlü geniş olanaklara rağmen.  Güney’in emrince hareket edilirken, Banu’nun hastalığının ilerlemesine sebep olunuyor; herkesten şüphelenen, holding yönetecek zekâda, Ebru hanım (Hale Soygazi)uyuyor. Senaryo, Banu’nun psikolojik haline biraz daha eğilirse fark oluşturur. Bade İşçil rolünün ruh halini çok iyi yansıtıyor.

Senaristler daha iyi bilir ama bu dizide Melda gibi gizemli karakterlerin de artması gerekiyor; mevcut olanların bilmediğimiz yönleri de çıkabilir. Seyirci merak etmeyi seviyor. Ve orada bir saz duruyor, Kuzey şimdilik elleyemiyor; bakalım ne zaman…    

Öyle Bir Geçer Zaman ki yorulursun

     Diziler de yoruluyor zamanla. Bu dizi vedaya hazırlanmıyorsa, Arif’le (Muhammet Uzuner) Cemile’nin (Ayça Bingöl) evlenmesi, el ele sorunların altından kalkmaları, yeni, değişik bir kan sağlayabilir. Uzun süre devam eden diziler makas değiştirebilir mi? Neşeli bir hikayede yol alsalar, aile olarak acıları, bazı duyguları fazlaca tükettiler.  

Ekran Kıyafetleri

     Kanal D’de Beyazıt Öztürk’ün, Beyaz Şow’da giydiği takım elbisesi, içindeki ceket yakalı yelekle uyumsuzdu; ceketin düğmelerini program süresince bir ilikledi, bir açtı; iliklendiğinde, yelek potluk yaptı; açıldığında, içinde, kalın bir ceket daha varmış görüntüsü verdi; oturduğunda pantolon paçaları fazla kısaldı;  sonuç olarak elbisesi, programcının hareket kabiliyetini de sınırladı. Habertürk’de Simge Fıstıkoğlu’nunBurası Hafta sonu” programında giydiği omuzları dantel; etek kısmı pilisole, siyah elbisesi çok şıktı.

Ekran Dışına Taşan

Sevgililer Günü Bahane

     İlkelerine ters düşen tüm davranış şekillerinden, etkinliklerden soyutlananlarısaymazsak, halk, bahaneyle bir şeyler kutlamayı, eğlenmeyi seviyor; seçim zamanları bunun en bariz örneği; sokaklar, panayır yeri gibi neşeye boğuluyor; bayram, yılbaşı kutlamalarına da katılım az olmuyor; sevgililer günü de böyle; bir eğlence aracına, faaliyetine döndü.

“Birbirini sevenler, zaten her gün seviyorlar; anneleri, babaları, evlatları, öğretmenleri, eşleri sevmek için, çeşitli günleri beklemek, zaten o sevgiyi yaşamadığımızı gösteriyor” denilse de böyle özel bir günün olması, evlilik arifesindekiler ve birbirinden uzak düşmüş genç insanlar için, başka bir anlam taşıyor olabilir; kökeniyle fazla ilgilenen yok. “Kapitalizmin tuzağına düşmeyin” diyorlar da birileri de evine ekmek götürüyor; işçisinin maaşını ödüyor; alışverişin çoğalması, ekonomiyi hareketlendiriyor. 

     Toplumda bu tür kutlamalar yaygınlaşıncabirileri “ben katılmıyorum” dediğinde de problem oluyor; şimdi herkes annesine, anneler gününde hediye almış; bütün çevre, komşular, akrabalar, arkadaşlar konuşuyor; x hanımın çocukları, “biz kutlamıyoruz anneciğim” derlerse o da olmuyor. Her gün de kanıksanmıyor; çevremde anneler günü titizliğini, babalar günü için göremiyorum; sevgililer günü de yavaş yavaş yer ediyor; kaleme hiç getirmeyecektim; baktım, eleştirmek adına, kökenini açıklamak adına bile olsa, tüm basında yer almış; yakında haftaya da dönüşür.  

ROTAHABER

 
 
 
 
 
 
 
 


    Ad Soyad
    Mesajınız
 
Dikkat: Yazılan yorumlardan yazanları sorumludur. Rotahaber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Adli merciler yorum yazanların IP numaralarını istediğinde yasa gereği vermek durumundayız.
 
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır...




 
 
30.06.2014
 

Cumhurbaşkanı kim olsun ?


Ankete (80828) kişi katıldı