31.10.2014
Rota Haber
Teşekkürler Hayrat Vakfı
Hayrat Vakfı, dünyada en çok okunan mushaf olan Tevafuklu Kur’ân-ı Kerim mushafını basıp neşretmekle kalmamış, bugüne kadar yüz binlerce insanın Osmanlı Türkçesini öğrenmesine de vesile olmuştur.
Haberi Yazdır Email Gönder
05.03.2013 09:24   Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu
 



Oğuz DÜZGÜN
Rotahaber

Hayrat Vakfı ülkemizde 1974 yılından beri faaliyet göstermektedir. Açıktır ki vakıf, kurulduğu günden bu yana, insanlığın huzuru için her geçen gün artan bir heyecanla gayret etmeye devam etmiştir.  

Hayrat Vakfı’nın en büyük hizmetlerinden birisi, insanların Kur’ân-ı Kerim’e olan ilgisini dünya çapında arttırmaya vesile olmuş olmasıdır.

Bediüzzaman’ın dava arkadaşlarından ve aynı zaman Hayrat Vakfı’nın kurucusu olan Ahmed Hüsrev Efendi’nin yazdığı Tevafuklu Kur’an-ı Kerim mushafı, Kur’ân’ın o güne kadar bilinmeyen bir mucizesini açık bir şekilde göstermiştir.

Bu mushafta bütün sayfalardaki “Allah” lafızları, bazı kelimeler ve kimi ayetler, alt alta, üst üste, yan yana ve hatta sayfalar ötesinde birbirleriyle aynı hizalarda bulunmakta, böylece Kur’ân’ın gözlere hitap eden bir başka bir “taklit edilemezlik mührü” ortaya konulmuş olmaktadır.

Hayrat Vakfı, dünyada en çok okunan mushaf olan Tevafuklu Kur’ân-ı Kerim mushafını basıp neşretmekle kalmamış, bugüne kadar yüz binlerce insanın Osmanlı Türkçesini öğrenmesine de vesile olmuştur.

Hayrat Vakfı kurumsal manada ilk olarak 1997 yılında Kültür Bakanlığı ile gerçekleştirdiği işbirliği vasıtasıyla, binlerce insanın medeniyet ve kültür dilimiz olan Osmanlı Türkçesini öğrenmelerine vesile olmuştur.

Bugün de, Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile yapılan protokol gereği binlerce gönüllü Osmanlıca öğretmeni, Türkiye’nin 900’ü geçkin merkezinde on binlerce insanımıza Osmanlı Türkçesini öğretmeye devam etmektedir.

Geçtiğimiz günlerde Ankara, Kastamonu gibi merkezlerde gerçekleştirilen Osmanlı Türkçesi Sertifika törenlerinde yapılan açıklamalardan anlıyoruz ki, Hayrat Vakfı kurslarına kısa süre içinde 100 binlerce kursiyer katılmış durumda. 

Hayrat Vakfı yaptığı bu hizmetleri bir kültür ve irfan hizmeti olarak görmekte, bu sebeple kurslara katılan öğrencilerden hiçbir ücret talep etmemektedir.

Bu kursların açılma amacı MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü  ile Hayrat Vakfı arasında imzalanan prokolde şu ifadelerle açıklanmaktadır:

“Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ve Hayrat Vakfı işbirliği ile Milli kültürün en önemli kaynaklarını teşkil eden kütüphaneler, arşivler ile diğer şahıs ve kurumlarda mevcut olan Osmanlıca basma ve yazma eserleri okuyup anlayacak, bu eserlerdeki bilgi ve belgelerden azami derecede faydalanacak ve bunları kültür hayatına kazandıracak...”

Bu ifadeler yapılan kültür hizmetinin önemini gözler önüne sermekte ve yüreği kültürümüz, medeniyetimiz için çarpan herkesçe desteklenmesi gereken beyanlardır.

Bugün tüm okullarda Osmanlı Türkçesi seçmeli ders olmuşsa, elbette bunda Hayrat Vakfı’nın Osmanlı Türkçesini yıllardır gündemde tutan çalışmalarının büyük payı vardır.

Bu noktada bir parantez açarak, Osmanlıca’nın Seçmeli Ders olmasını sağlayan Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’a; bunu destekleyen hükümet ve muhalefet mensuplarına bir kere daha kalbi teşekkürlerimizi iletelim.

Hayrat Vakfı bu gibi kültür hizmetlerine imza atmanın yanı sıra, İslam dünyası ile birlik arayışları ve kültürel yakınlaşma faaliyetlerine de coşkuyla devam etmektedir.

TGTV (Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı), İDSB (İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği) gibi iki büyük kuruluşun kurucu üyesi olan Hayrat Vakfı, ülke içinde ve ülke dışında barışı, kardeşliği, beraberliği kuvvetlendirme projelerini bir bir hayata sokmaktadır.

Hayrat Vakfı’nın 2012 yılında Ankara’da düzenlediği İttihad-ı İslam Sempozyumu tüm İslam dünyasından büyük ilgi görmüş, sempozyuma katılan İslam âlimleri vakfın İslam Birliği alanındaki çalışmalarını takdirle karşılamıştır.

Hayrat Vakfı’nın geçtiğimiz günlerde Mısır’da gerçekleştirdiği “İmam Nursi ve Risâle-i Nur” konulu sempozyumu ise, Mısır Vakıflar Bakanlığı yanında El Ezher Üniversitesinin 400 civarındaki âlimi tarafından desteklenmiş, böylece Mısır’la Türkiye arasında yeni dostluk köprülerinin kurulmasına vesile olunmuştur.  

Hayrat Vakfı’na bağlı olarak hizmet veren Hayrat Neşriyat, Risale-i Nur adlı tefsirlerin ilk yazma nüshalarını yayımlayarak kültürümüze büyük bir hizmette bulunmuştur.

Böylece Risale-i Nurların “orjinalliğinin” bozulmasının önüne geçilmiş, araştırmacıların bu orjinal yazma eserlerden gönül rahatlığıyla istifadesinin önü açılmıştır.

Şu da bir gerçektir ki, Hayrat Vakfı gönüllüleri Kur’an harflerini, her gün bu harflerle yazmaya devam edecek derecede muhafaza ettikleri kadar, dinen yenilmesi, içilmesi şüpheli gıdalara dikkat etme konusunda da oldukça titizdirler.

Türkiye’nin ilk ve dünyanın en titiz Helal Gıda Sertifika kuruluşu olan GİMDES’in kuruluşunda bu vakfın gönüllülerinin gayretleri asla gözardı edilemez.

Diğer vakıf ve derneklerin tüm hayırlı faaliyetlerini cân-ı gönülden destekleyen Hayrat Vakfı, pek çok STK’nın bir araya gelerek başlattığı “Suriye İçin Bir Ekmek, Bir Battaniye” kampanyasının da gönüllü destekçisi olmuştur.

Hayrat Vakfı gönüllülerinin diğer bir özelliği de, yaptıkları çalışmaları hiçbir maddi menfaat gözetmeden, sadece Allah rızası için yapmaları, “istiğna” yani hiç kimse ve zümrenin minneti altına girmeme düsturuna azami riayet etmeleridir.

Elbette Hayrat Vakfı’nın hizmetleri bunlarla sınırlı değildir. Hayrat Vakfı’nın temel gâyelerine gönül vermiş binlerce hamiyet ehli, tüm dünyada çeşitli alanlardaki iman, birlik ve kültür hizmetlerine devam etmektedirler.

Hayrat Vakfı’nın kurucusu olan Ahmed Hüsrev Efendi’nin bilinmeyen özelliklerinden birisi de, onun liseyi bitiremeden genç yaşında İstiklal Harbi’ne teğmen rütbesiyle katılmış olmasıdır.

Ahmed Hüsrev Altınbaşak, cephede en ön saflarda savaşmış, gerçekleşen çetin çarpışmalar sırasında Manisacivarında Yunan kuvvetlerine esir düşmüştür.

Hayrat Vakfı’nın kapsamlı hizmetlerinin sebebini merak edenler, aynı zamanda İstiklâl Harbi kahramanlarından olan vakfın kurucusu Ahmed Hüsrev Altınbaşak’ın şu sözlerinde aradıkları cevabı bulabilirler:

"Bu milletin çocukları cennete giderse biz de cennete, onlar cehenneme giderse biz de cehenneme gideceğiz!”

Başta Hayrat Vakfı olmak üzere, bu milletin birliği, kültürü, mânevi değerleri için çalışan; insanlığın barışı ve huzuru için çaba sarf eden bütün vakıflarımızı, STK’larımızı desteklemek, onların bu üstün gayretlerini bir numune-yi imtisal olarak benimsemek boynumuzun borcudur.

Bize kültürümüzü, medeniyetimizi ve mânevi değerlerimizi hatırlatıp öğreten tüm hamiyet ehlinden Allah râzı olsun!

Oğuz DÜZGÜN / Rotahaber
oguzduzgun@gmail.com

 
 
 
 
 
 
 
 


    Ad Soyad
    Mesajınız
 
Dikkat: Yazılan yorumlardan yazanları sorumludur. Rotahaber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Adli merciler yorum yazanların IP numaralarını istediğinde yasa gereği vermek durumundayız.
  Bu habere 9 yorum yapılmıştır - Tüm yorumlar için tıklayın...
Gülsüm Birincioğlu Bitkin - 22.03.2013 18:02:58
Oğuz Düzgün beyi yazısında da ispatladığı üzere hakperestane beyanatından dolayı tebrik şükranlarımı sunuyorum. Allah İslam alemlerinde böyle hakperest yazarlarımızın sayısını arttırsın inşaallah.Kendisine duacıyız. Muvaffakiyetler dileriz...
Alican SELMEN - 11.03.2013 10:57:56
Başta Bediüzzaman Said Nursi Hz. olmak üzere en yakın talebesi olan Ahmed Hüsrev Altınbaşak'a ve şu an Hayrat Vakfının başında bulunan Hacı Hafız Said Nuri Ertürk ve diğer bu hizmete hayatını vakfetmiş ve gönül vermiş tüm abilerden ve kardeşlerden ve Oğuz Düzgün Bey'den hassasiyetinden dolayı Allah ebediyen razı olsun.Allah istikamet versin.Rızayı İlahiden ayırmasın.Hakkı hak olarak gösterip Hakk'a Tabi olmayı ve batılı batıl olarak gösterip batıldan sakınmayı nasip etsin.Amin
ahmet karakuş - 09.03.2013 22:28:21
ALLAH ŞEVKLERİNİ ARTIRSIN MAŞALLAH BAREKALLAH SUBHANALLAH
niyazi canbaz - 06.03.2013 17:03:41
Hayrat vakfına tüm kalbimle teşekkürlerimi sunuyorum
ebu bekir - 06.03.2013 11:11:27
Allah razı olsun.
Tüm yorumlar için tıklayın...


 
 
 
Reklamlar